Ordaydım: Dünyanın Son Konseri

Tıpkı grubun konsere gümbür gümbür bir Havadar ile başlaması gibi, ben de yazıya en iddialı cümlem ile başlayacağım: Şimdiye kadar gördüğüm en iyi konserdi! İddiayı biraz olsun düşürmek için çok fazla konsere gitmediğimi itiraf etmeliyim. Yine de bazı genellemeler için genele bakmak gerekmez. Konser müthişti. Ve Büyük Ev Ablukada’dan beklemediğimi itiraf edeceğim kadar profesyonel işiydi.
“Dünyanın sonuna gelecek misin?” gibi kötü bir espri altında birleşen dört adam, dünyanın sonuna değilse de son konserine gitmek için Taksim’de buluştuk. Hayır, Burger King’in önünde değil. Konserin yerini tam bilmediğimizden (günün ilerleyen saatlerinde aslında hiç bilmediğimiz farkedecektik) normalden biraz daha erken buluşup işi garantiye alalım dedik. Keşke sonra o garanti için ayırdığımız süreyi bira içmek için kullanmasaydık.
Biraz yağlı patates kızartması, bolca da sulu biradan sonra mekandan kalkıp konser için yollara düştük. Yollar diyorum çünkü elimizde bizi hedefe ulaştıracak tek bir yol yoktu. Ekibin kendi kendine ilan edilmiş haritacısı olmama rağmen benim bile bildiğim tek şey metroyu kullanmamız gerektiğiydi.
Önceki geceden kalma karlar ile kartopu savaşı yaptığımız meydanı geçerek istasyona ulaştık. Vagonun ortasında yerde oturduğumuz için her ne kadar garipseyen bakışları üstümüze çeksek de yaptığımız geyikler sağ olsun güzel bir yolculuk geçirdik. Hangi durakta ve neden indiğimizi hatırlamıyorum ama doğru yerde olmadığımız kesindi.
Yarım saat yol kenarlarında karlar içinde yürüdükten sonra fark ettik ki inmemiz yerden birkaç durak erken terketmişiz metroyu. Bu hesaplama hatası yüzünden her ne kadar yorgun, üşümüş ve kızgın olsak da konser alanına varmamız ile hepsini unuttuk. Malesef bu unuttuk dediğim kısmı da yazdım ve buraya kadar sadece konsere gelişimizi okumuş oldunuz. Tamam başlıyorum konsere de.
Mekan yıllar önce “bir gün Büyük Ev Ablukada diye bir grup kurulur da gelir konser verir” diye inşa edilmiş. Her şey tam o gün için yapılmıştı. Derken konser saati geldi ve adet gereği tüm ışıklar söndü. En güzelinden sert bir riff ile konser başladı. Sırasıyla;
Havadar
Nasıl İstediysen Öyle İşte
En Çirkini Güzellerin
Olanla Olunmaz
Çamur
Bi Hıçkırık Gibi
Evren Bozması
İkimizin Oralar
Ne Var Ne Yok
En Güzel Yerinde Evin
Bil
Takıl Yani Takmıyor Belli
Çıldırmicam
Lilililerler
Tayyar Ahmet’in Sonsuz Sayılı Günleri
çalan grup en klişe tabirle dinleyicilere müzik dolu bir gece yaşattı.
Ama böyle sıraladığıma bakmayın hiç de sıradan bir konser olmadı. Hele 21 Ekim’deki Cemal Reşit Rey konsersini düşünürsek… Konseri kaçak göçek izlemiştik ama aldığımıza riske değmemişti. Sahneye çıktılar, her zamanki akustik konserlerini bu sefer ayakta verip indiler. Şarkıların arasında konuşmadılar bile, media player misali peş peşe çalıp bitirdiler.
Bu sebepten biraz önyargılı gitsek de konsere ilk şarkı ile birlikte haksız olduğumuz ortaya çıktı. Bütün şarkılar en yeni, en güzel halleriyle karşımızdaydı. Konserdeki her şey tek tek düşünülmüştü. Şarkılardaki düzenlemeler, sahnedeki yerleşim, arkaya yansıyan görüntüler, mükemmek ışık gösterisi ve tabi o canım sürprizler…
Konser boyu bizi şaşırtan o kadar çok şey vardı ki! Ne zaman bir şarkıya eşlik edelim desek hemen ters köşeye yattık. Her şey beklediğimizden farklı ve üstündü. Çamur ve İkimizin Oralar ise çoğumuzun ilk kez duyduğu şarkılardı ve ilk görüşte aşka inandım o şarkılar sayesinde.
Bu kadar değişikliğin, böyle profesyonel hareketlerin Büyük Ev Ablukada’nın o sevdiğimiz rahat hallerini, her göreni şaşırtan sonra da aşık eden cool tavırlarını bozup bozmadığını merak edebilirsiniz. Böyle diyorum çünkü albüm yapacaklarını duyduğum günden beri bunu merak ediyorum. Kimle konuşsam aynı endişeyi taşıdığını görüyordum. Bana göre değiştikleri en klişe tabirle büyüdükleri doğrudur. Artık o “abi dinle bak çok kafa şarkılar iki tane şişman akustik çalıyor” dediğimiz grup yok karşımızda. Kırk yılda bir karşımıza çıkan full faça haliyle tanınıyor artık grup. Samimiyet ve sıcaklık azalmasını bir gün buluşup ayrıca tartışırız.
Yeni Başlayanlar İçin Büyük Ev Ablukada: İlk olarak Olmadı Kaçarız kayıtlarıyla ortaya çıkan grup evde oturup yaptığı şarkıları internette yayınlayan amatörlerden ibaretti. Bahsi geçen o rahat ve sıcak tavırlarından olacak, birden çok sevildi ve kendi küçük ama sadık kitlesini yarattı. Sonra Ah Şuram Ağrıyo konseri geldi. Çıplak Ayaklar Kumpanyası’ndaki bu konser ilk kez gün yüzüne çıktıkları zamandı. Konser bittiğinde artık bütün şarkıları ezbere biliyor, konserdeki şakaları arkadaş arasında da yapıyorduk. Derken konserler devam etti ve yavaş yavaş grup tanınmaya, biz de grubu daha yakından tanımaya başladık. Kendi isimlerini değil kendi seçtikleri isimleri kullanan grup aslında hiç de öyle amatör değildi. Hepsi kendi alanında kendini tanıtmış ünlü isimlerdi. Belki gerçek isimlerini kullanmama sebepleri de budur.
Bir süre sonra kendi düzenlerini kurdular. Haftasonu Krek’te Afordisman Salihins ve Cavanavar Banavar (sonrasında Galvaniz Gelbiraz da katılacak) Aile Tansiyonu konserlerini verdiler. Akustik ve yere oturmalı geçen bu konserler Eyüp’teki en büyük eğlencesiydi. Bunun yanı sıra Full Faça dedikleri elektrikli ve isminden de anlaşılacağı gibi full kadro yapılan ikinci tür bi konserleri de vardı. Festivallerde, üniversite ve lise etkinliklerinde çaldılar ve akustik konserlerine göz kırptılar. İki türünde ayrı güzellikleri ve ayrı seveneleri oluştu. Ama, konuya dönmek gerekirse, 21 Aralık’taki bu konseri herkes sevdi ve Büyük Ev Ablukada son evrimini geçirdi.
E peki bu sadece şarkıların düzenlemesiyle mi oldu? Hayır tabi ki de saçmalama lütfen… Konser boyu bizi çok sevindiren bir sürü güzel şey oldu. Konserden bir gece önce albümü kendi internet sitesinden yayınlayan grup bütün şarkıları albümdeki son halleri ile çaldı konserde. Bu sebepten olacak eşlik etmeye çalışırken tutturamadığımız yerler çok oldu. Sırf söz aralarındaki ağır riff’leri bile etkilemeye yeterdi herkesi. Akustik çalarken çok sergilenemeyen bu yetenekler görenleri hayrete düşürdü ve “adamlar gitar çalabiliyormuş lan” dedirtti sayın seyirciler.
Konser kopmuş giderken sevilen şarkı Ne Var Ne Yok‘un ortasına eklenen o şey… Bilmeyenleriniz için o şey’in ne olduğunu söylemeyeceğim. Çünkü eğitimsiz edebiyat yeteneğim tasvir konusunda o kadar gelişmedi. Siz iyisi mi şarkının ismine tıklayarak kendiniz izleyin ve “Aşar bizi ömrün boyu, dalgalar gibi. Boğuşmak zor cebimizde taşlarla. Fırlatıp atmaktansa, ağırlıyla batsak ya?” sözünün gerçek anlamını ve derinliğini görün.
Derken şarkılar akmaya devam etti ve Takıl Yani Takmıyor Belli göründü uzaktan. Şarkı özellikle ilk konserdeki Miami eklemesi ile tanınıyordu. Grubun daykolarından Omçelik konser sırasında (tahminimizce spontone şekilde) sahneye gelip ilginç bir tür rap yapmıştı. Bu sefer işler hiç de spontone değildi. Bunu şarkının tam ortasında Miami için özel hazırlanmış ritimden, bütün konser kenarda köşede piyanonun arkasında takılan Omçe’nin bir anda ortaya atlamasından ve onu takip eden üç erkek dansçıdan anlabiliyoruz. Üç yakışıklı-kaslı dansçımız üzerlerindeki gömlekleri yırtıp bize doğru attılar, kendi bilmez bir seyirci tarafından gömleklerden biri sahneye geri atıldı ve bütün dans boyunca Omçelik’e Demet Akalın muamelesi yapıldı. Birden ortaya çıkan bu sürprizin ne kadar şahane olduğunu en güzel konsere beraber geldiğim arkadaşım anlattı: “Annem ölsün ben bunu bir daha izleyeyim!”
Şarkılar tekrar aktı ve hep beraber istediğimiz gibi söyleyebileceğimiz Lilililerle geldi. Bu şarkı grubun en amatör ve baştan sonra doğaçlama çaldığı eseri. Bu sebepten böyle bir profesyonel bir konserde dinlemek hayli garip olacaktı derken bunu bile becerdiler. Standart olan ilk iki mısra çalınıp söyledikten sonra aklına söz gelen her grup üyesinin şarkıya katkıda bulunmasının ardından ortaya hayli uzun bir eğlence çıktı. Şarkı sonlara yaklaşırken daha önce bir kez denedikleri ve tahminimce çok şık olan hareketi yaptılar. Lilililerler devam ederken aynı akorlar ile çalınabilen bir başka şarkıya Sözlerimi Geri Alamam’a geçtiler birden! Birden herkese bulutsuz günleri özledi ve hep beraber söylemeye başladı. Bu müthiş harekete sevgilisinin omuzlarındaki bir kızın sahneye sütyen atmasıyla teşekkür etmiş olduk. Canavar Banavar tutup açana kadar ne olduğunu anlayamadığımız bu kumaş parçası açıltıktan sonra bütün o bulutsuz ve naif havayı dağıtıp tekrar eğlenceye döndürdü bizi.
Nedendir bilinmez hiç sevmediğim Çıldırmicam şarkısı bile çok güzel geldi bana o gece. Zaten şarkının sahini Galvaviz Gelbiraz bile o eski tatlı hallerinden sıyrılıp, böyle dediğim için kimseye ayıp olmayacaksa, fıstık gibi olmuştu! Ama tüm bu güzellikler Tayyar Ahmet’in Sonsuz Sayılı Günleri’ne kadardı. Sonsuz da olsa sayılı gün çabuk geçermiş ve bu şarkı çalınırsa her Büyük Ev Ablukada konseri bitermiş. Şarkının sonunda sahneye gelip “Şallallalallallallaağ” diye şarkıya eşlik eden Bak Sen Oyalama adet gereği grup elemanlarını tanıtıp konser bitirdi ve hepinize selam söyledi.
22 Aralık 2012
Not: Tıpkı grubun konser bitti zannettiğimiz anda sahneye dönüp hatrımız için 2-3 şarkı daha çalması gibi, ben de yazının bittiği yerde kendi hatrım için 2-3 cümle daha yazacağım:
Ben bu yazıyı tarihten de anlayabileceğiniz gibi konserden hemen sonraki gün yazmıştım ama yayınlamayı unuttum. Bu unutkanlık süresinde grup bahsi geçen bu konserin videolarını internetten yayınlamaya başladı. Birkaç ay geçmişti ki bir gün bütün konseri yayınladılar hatta. Ve bu ay, aynı konseri tekrar yapmaya karar verdiler; hem de iki kere, hem de üst üste!
Ama olmadı. Kim bilir ne sebepten konserler iptal edildi. Bilet paraları iade edilecek dendi ama kimsenin konser hevesi iade kabul etmeyecek. Bu sebepten bu yazı tüm Büyük Ev Ablukada sevenlere, özellikle de ilk konseri kaçırdığı için üzülen, bari ikincisine gidelim diye ümitlenen, o ikinci konser de iptal edilince iki kez üzülmüş olan, bugün bu saatte bilet aldıkları konserde olmayı hak eden ama elde edemeyen tüm daykolara gelsin.
“Ümitsizliğe alışmayın. Yatağa küs girmeyin.”
2 Mart 2013
